“Gestuno nedir” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Gudu okurları için daha fazlası yolda!
İstanbul’da Bir Soru: Gestuno Nedir ve Neyi Temsil Eder?
İstanbul’da 29 yaşında, bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken en çok şunu fark ediyorum: iletişim dediğimiz şey sadece konuşmak değil, aynı zamanda kimin duyulabildiğiyle ilgili bir mesele. Sokakta, metrobüste, vapurda, işyerinde gördüğüm her küçük sahne bana bunu tekrar tekrar hatırlatıyor. Son zamanlarda zihnimde dolaşan bir kavram var: Gestuno nedir?
Gestuno, tarihsel olarak farklı ülkelerden işitme engelli bireylerin ortak bir iletişim kurabilmesi için oluşturulmuş yapay bir uluslararası işaret dili girişimi. Ama mesele sadece teknik bir dil meselesi değil. Bu kavram bana daha büyük bir şeyi düşündürüyor: erişilebilirlik, sosyal adalet, toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik.
Çünkü İstanbul gibi bir şehirde, farklılıklar sadece bir kavram değil; her gün yanından geçtiğim insanların hayatı.
Metrobüste Bir Sabah: Görünmeyen Diyaloglar
Her sabah metrobüste aynı yüzleri görüyorum. Yorgunluk, acele ve sessiz bir kalabalık. Bir gün dikkatimi çeken şey, iki genç kadının elleriyle kurduğu iletişimdi. İşaret dili kullanıyorlardı. Yanlarında oturan insanlar fark etmiyor gibiydi ama ben o an şunu düşündüm: Bu şehirde kaç farklı iletişim aynı anda akıyor?
Gestuno nedir sorusu tam burada zihnimde yankılandı. Eğer herkesin anlayabileceği ortak bir işaret dili olsaydı, bu genç kadınlar daha rahat mı ederdi? Yoksa mesele ortak bir dil değil de, toplumun erişilebilirliği ciddiye alıp almadığı mıydı?
Yanımda oturan bir adamın sürekli telefonuna bakıp etrafına hiç dikkat etmemesi, aslında başka bir şeyi gösteriyordu: görünmeyen iletişim biçimlerine karşı genel bir körlük.
O an içimde hafif bir huzursuzluk hissettim. Çünkü ben bile çoğu zaman görmüyorum.
Vapurda Bir Sahne: Çeşitliliğin Sessiz Katmanları
Kadıköy-Karaköy vapurunda bir akşamüstüydü. Boğazın rengi griyle mavi arasında gidip geliyordu. Bir köşede iki kişi işaret diliyle konuşuyordu. Yanlarında bir üçüncü kişi vardı; anlamıyordu ama dikkatle izliyordu.
O an şunu fark ettim: iletişim sadece anlaşmak değil, aynı zamanda dahil olmak isteğiyle ilgili.
Gestuno nedir sorusu burada daha da anlam kazandı. Uluslararası bir işaret dili fikri, aslında farklılıkları azaltmak için mi vardı, yoksa çeşitliliği görünmez kılma riski mi taşıyordu?
Çünkü İstanbul’da gördüğüm şey şu: insanlar zaten kendi dillerini, kendi işaretlerini, kendi kültürel kodlarını taşıyor. Bu çeşitlilik bir sorun değil, bir gerçeklik.
Ama mesele şu: bu gerçeklik ne kadar görünür?
Toplumsal Cinsiyet ve İşaret Dili Üzerinden Görünürlük
Bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken en çok konuştuğumuz konulardan biri görünürlük. Kadınların, LGBTİ+ bireylerin, engelli bireylerin ve farklı kimliklerin kamusal alanda nasıl temsil edildiği sürekli gündemimizde.
Bir gün bir atölyede işitme engelli bir kadın katılımcı, işaret diliyle şunu anlatmıştı: “Beni en çok yoran şey duymamaları değil, görmemeleri.”
Bu cümle bende uzun süre kaldı.
Gestuno nedir diye düşünürken aslında şunu da fark ediyorum: mesele sadece bir iletişim sistemi değil, kimin hangi sistem içinde yer bulabildiği meselesi.
Toplumsal cinsiyet burada önemli bir katman oluşturuyor. Çünkü kadın işitme engelliler, hem engellilik hem de cinsiyet nedeniyle iki kat görünmezleşebiliyor. Kamusal alanda hem iletişim bariyerleri hem de toplumsal roller üst üste biniyor.
İstanbul’un kalabalığında bu çifte görünmezlik çok net hissediliyor.
İş Yerinde Sessiz Eşitsizlikler
Çalıştığım kurumda farklı projeler yürütüyoruz. Bir gün engellilik ve erişilebilirlik üzerine bir toplantıda, işaret dili çevirisi eksikliği nedeniyle bir katılımcı süreci tam olarak takip edemedi. Teknik olarak oradaydı ama fiilen dışarıdaydı.
O an içimde bir sıkışma hissettim.
Gestuno nedir sorusu burada teoriden çıkıp gerçek bir soruna dönüşüyor: Eğer iletişim erişilebilir değilse, katılım gerçekten mümkün mü?
Toplantıdan sonra uzun süre düşündüm. Sorun sadece bir çeviri meselesi değildi. Sorun, planlama sürecinde bazı insanların “varsayılan katılımcı” olarak düşünülmemesiydi.
Bu, sosyal adaletin en görünmez ama en güçlü kırılma noktalarından biri.
Gestuno ve Evrensel Dil Hayali
Benzer Konular: İslam felsefesinin amacı nedir ?
Gestuno, tarihsel olarak uluslararası bir işaret dili oluşturma girişimiydi. Ama zamanla yerini daha doğal gelişen uluslararası işaret iletişimi pratiklerine bıraktı. Yani insanlar zaten karşılıklı etkileşimle ortak yollar buluyor.
Bu bana şunu düşündürüyor: Evrensel bir sistem kurmak her zaman çözüm olmayabilir. Çünkü çeşitlilik bazen standartlaştırılamaz.
İstanbul’da bunu her gün görüyorum. Bir pazarda, bir otobüs durağında, bir hastane kuyruğunda… insanlar farklı şekillerde anlaşmanın yollarını buluyor.
Ama yine de şu soru kalıyor: Bu yollar herkes için eşit mi?
Günlük Hayatta Erişilebilirlik Eksikliği
Bir gün Şişli’de bir devlet dairesinde beklerken işitme engelli bir vatandaşın zorlandığını gördüm. Görevli memur hızlı konuşuyor, el hareketi yok, yazılı destek yok.
Yanında duran biri yardım etmeye çalışıyordu ama bu yeterli değildi.
O an içimde hem öfke hem de çaresizlik hissettim. Çünkü sorun bireysel değil, sistemikti.
Gestuno nedir diye tekrar düşündüm. Eğer uluslararası bir işaret dili fikri bile yetersiz kalıyorsa, o zaman gerçek çözüm neydi?
Belki de cevap daha fazla standart değil, daha fazla erişilebilirlik politikasıydı.
Çeşitlilik Bir Gerçek, Eşitlik Bir Mücadele
İstanbul’da çeşitlilik her yerde. Ama bu çeşitlilik her zaman eşitlikle buluşmuyor.
Bir kafede çalışan genç bir işitme engelli barista ile konuştuğumda bana şunu anlatmıştı: “Müşteriler bazen sabırsız oluyor. Ama en kötüsü sabırsızlık değil, yok sayılmak.”
Bu cümle çok şey anlatıyor.
Gestuno nedir sorusu burada sembolik bir anlam kazanıyor. Bu sadece bir dil değil; insanların birbirini nasıl dahil ettiğiyle ilgili bir mesele.
Toplumsal cinsiyet perspektifinden baktığımızda ise kadın engellilerin daha fazla dışlandığını, daha az iş fırsatına eriştiğini ve kamusal alanda daha çok görünmezleştiğini görüyoruz.
Bu, sadece bireysel deneyim değil; yapısal bir sorun.
İstanbul’un Gürültüsü İçinde Sessiz Bir Gerçek
İstanbul çok gürültülü bir şehir. Ama bu gürültünün içinde bazı sessizlikler var. İşitme engelli bireylerin sessizliği değil, toplumun onları duymama hali.
Gestuno nedir diye sorduğumda artık sadece bir dil merakından bahsetmiyorum. Bu soru, kimin konuşabildiği, kimin anlaşılabildiği ve kimin sistem içinde yer bulabildiğiyle ilgili.
Sokakta yürürken bunu daha net görüyorum. Bir reklam panosu, bir toplu taşıma anonsu, bir kamu hizmeti… Hepsi birilerine göre tasarlanmış gibi.
Ama herkes için değil.
Son Düşünceler: Daha Adil Bir İletişim Mümkün mü?
Günlüğüme sık sık şunu yazıyorum: İnsanları anlamak için aynı dili konuşmak yetmiyor.
Gestuno nedir sorusu bana bunu tekrar tekrar hatırlatıyor. Evrensel bir işaret dili fikri, belki iyi niyetli bir girişimdi ama gerçek hayat çok daha karmaşık.
Bugün İstanbul’da gördüğüm şey şu: insanlar zaten birbirini anlamak için çabalıyor. Ama sistem her zaman bu çabayı desteklemiyor.
Sosyal adalet tam da burada başlıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve çeşitlilik de.
Çünkü mesele sadece konuşmak değil; herkesin konuşabildiği bir alan yaratmak.
Ve belki de en önemlisi şu: Sessizliği duymayı öğrenmek.